Röportaj SAYI-5

AGC Başkanı Mehmet Ali Dim ile çok özel

TÜRKİYE Gazeteciler Federasyonu (TGF) Başkan Vekili, Alanya Gazeteciler Cemiyeti (AGC) Başkanı ve Dim Medya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Dim’le çok özel bir röportaj yaptık. Yeni Alanya’nın 50 yıllık serüveninden, Dim Web TV’nin kuruluşuna, cemaatten tepki gördüğü iddia edilen ‘Adanmış Bir Ömür’ adlı kitabından TGF Başkanlığı’na kadar çok sayıda soruya samimiyetle cevap veren Dim, Vip Alanya’nın sorularını içtenlikle cevapladı. İşte çok çarpıcı o röportaj:

Vip Alanya: Yeni Alanya Gazetesi ve Dim Medya A.Ş. geçtiğimiz ay 50. yılını kutladı. Bu yarım asırda neler oldu? Yeni Alanya buralara nasıl geldi?

Mehmet Ali Dim: Öncelikle VİP Alanya Dergisi’ne bizlere vakit ayırdığı için teşekkür ediyorum. Aslında Yeni Alanya’nın 50 yılını yazsak roman olur. 1968 yılında başlayan bir serüven bizimkisi. O tarihlerde nüfusu 10 bin olan bir yerde gazete çıkarmak kolay bir iş değildi. Bugün düşünün, birçok ilçede gazete bile yok. Hatta 10 binden daha nüfusu olan yerlerde bile gazete yok. Antalya’nın birçok ilçesinde de günlük çıkan gazete yok. Yeni Alanya’nın ilk başlangıcı da günlük olarak başladı. Matbaa kurarak Alanya’da gazete çıkan ilk tarih 1968’tir. O tarihte bunu yapan merhum babam Arıkan Yılmaz Dim’i bu konuda taktir etmek gerekir. Alanya’nın o tarihte böyle bir ihtiyacı olacağını görerek bir adım atmış. Zaten 1990’ların başına kadar Alanya’da başka gazete yoktu. Neredeyse bu serüvende 23 yıl tek başına yolculuk yapmış. 1991’den itibaren başka gazeteler çıkmaya başlamış Alanya’da. Yerel gazeteciliğin ve gazetecinin formasyonunu, işlevini insanlara öğretmek, belletmek ve göstermek çok zordu. Yeni Alanya’nın son 30 yılında ben varım. Babamla aramızda kuşak farkı var. Onun attığı bu temeli biz inşaa etmeye hala çalışıyoruz. İnsanlara ilan, reklam verme bilincini, gazeteci ile sorunları paylaşma bilincini aşılamaya çalıştık. İnsanlar bir
gazeteyi, bir gazeteciyi arayarak sorunlarını dile getirmiyorlardı. Bundan çekiniyorlardı ya da korkuyorlardı. Ben şunu öğrettim; bize gelirseniz, gazeteciyi ararsanız bu sorunları ortadan kaldırır aynı sorunları tekrar yaşamazsınız bilincini empoze etmeye çalıştım. Dediğim gibi bu konuda ilan ve reklam verme bilincini aşıladık. Günümüzde ilan ve reklam vermeden bir firmayı yürütmek mümkün değil. İnsanlar ‘ilan veya reklam verince kime ne faydası olacak’ gibi bir yaklaşım içerisindeydi. Bunlar bizim yaşadığımız zorluklardı. 50 yıllık bu birikimi Yeni Alanya yaptı. Yeni Alanya’nın hazırladığı bu altyapıda şimdi birçok kişi bilinçlendi ilan ve reklam konusunda. Bunları yaparken zorluklar çektik. Yaşamsal faktörler çok önemliydi. Biz gazeteciler ve dergiciler olarak yaşamsal faktörlerimiz de halkla olan ilişkilerimizdir. İki yaşam kaynağımız var; biri insan, bilgi, haber kaynağı, ikincisi ise maddi ve
ekonomik kaynağı. Bu ikisini oluşturmak kolay olmadı. İşte bu sayede özellikle 2000’li yıllardan sonra çok sayıda gazete ve dergi çıkmaya başladı. 2 yerel TV’lerin ise biri 1991, diğeri de 1994 ama Alanya’da yerel medya 2000’li yıllardan sonra şekil almaya başladı.

Vip Alanya: Alanya’ya yeni nesil bir televizyon olan Dim Web TV’yi kazandırdınız. Bu televizyonu kurma kararını nasıl aldınız?

Mehmet Ali Dim: 2007 yılında Amerika’ya gitmiştim. Kalacağım otele yerleştiğimde televizyonu açmak istedim ama açamadım. Siyah ekran çıkıyor, bir takım ikonlar çıkıyor. Resepsiyondan yardım istedim ve gelip tek tuşa basarak açtılar. ‘Bunu nasıl yaptınız?’ dedim. Bana ‘beyefendi bu internet televizyonu. Yayını internetten alıyoruz biz’ dediler.
‘Uydu yok mu?’ dedim, ‘hayır kullanmıyoruz’ dediler. Bana hangi kanalı izlemek istediğimi sorduklarında, o tarihte aklıma gelen Show TV, Star, ATV’yi söyledim ve bu üç Türk kanalının da internet yayını varmış o tarihte. Bana o zaman ATV sanırım bir Türk kanalı açtı. O zaman kafama dank etti. O zaman dedim ki, “Bu işin geleceği bu.” Bakın 10 yıl önceden konuşuyoruz. Amerika’daki 100 televizyonun 83’ü internet televizyonu şuan. Türkiye’de ise TUİK’in
verilerine göre bu oran % 24. Bu da demek oluyor ki bir kaç yıl içerisinde internet televizyonu alıp başını gidecek. Şuan satılan 10 televizyondan 8’i internetli. Ben bunu 10 yıl önce görmüştüm ve ben ilk fırsatta ‘Web TV’yi kuracağım’ demiştim. O zaman istesem yapamazdım çünkü yeterli altyapı yoktu. İnternetli TV’ler daha yeni yeni çıkmaya başlamıştı. O tarihlerde akıllı TV ve telefon kavramı yoktu. Bir de şimdi insanlarda evde oturup TV
izleme alışkanlığı ortadan kalkıyor. Bir kesim artık bunu yapıyor. İnsanlar hem habere daha kolay ulaşmak istiyor, hem de hazır bilgi almayı yeğliyorlar. Açıyor şimdi telefonunu neler olmuş diye bakarak bilgiye ve habere daha kolay ulaşıyor. Artık insanlar fast-food mantığıyla hareket ediyor bu konuda. Daha doğrusu fast-news gibi düşünebiliriz. Dolayısıyla, Dim Web TV’yi kurmak benim kafamda 10 yıl önce yanan bir ışıktı ama olgunlaşması bu zamana
denk geldi.

Vip Alanya: Türkiye Gazeteciler Federasyonu (TGF) Genel Başkan Vekilisiniz. Başkan olma gibi bir düşünceniz var mı?

Mehmet Ali Dim: Şimdi şöyle, benim geçtiğimiz Mart ayında başkan olmam gerekiyordu. Ancak mevcut başkan Yılmaz Karaca ile bir anlaşmamız var. Son 3 yılı 1’er buçuk yıl paylaşarak yapacaktık normalde. Fakat nisan ayında yaptığımız son yönetim kurulu toplantısında genel başkan dedi ki, ‘Ben final yapıp bırakacağım. Sonrasında Mehmet Ali Beye bırakalım’ gibi bir yaklaşımda bulundu. 2018 Eylül ayında bir genel kongremiz olacak. O zaman bir başkanlık ünvanını alabiliriz, o göreve gelebiliriz diye düşünüyorum. Tabi bu kongrenin vereceği bir karar ama en büyük adayız diyebilirim.

Vip Alanya: Gazetecilikte zaten çok iyi bir yerdesiniz. Yeni Alanya Gazetesi’nin geldiği yer ortada. Dim Web TV ile yeni nesil bir TV’yi de Alanya’ya kazandırdınız. Peki başka yenilikler olacak mı? Gelecekle ilgili planlarınız nelerdir?

Mehmet Ali Dim: Mesleki anlamda yapacağımız her şeyi yaptık diye düşünüyorum. Yeni yılla birlikte bir de radyomuz yayına başlayacak. Yine internetten yayın yapan bir radyo olacak. Frekans olmayacak radyoda, internetten dinlenebilen bir radyo olacak. Çok yakında uydular çok olacak, frekanslar çok olacak. İnsanlar ‘bunlar ne gereksiz
şey’ diyecekler. Tıpkı damlardaki antenler gibi. Şuan herkeste uydu anten var. Hatta sevgili annem ‘oğlum bana bir normal anten buluver yayladaki ev için. Hiç değilse Alanya’nın yerel TV’lerini izleyeyim’ dedi ama ben normal anten bulamadım. Araştırıyorum hala bulamadım. Mutlaka vardır ama bildiğimiz yerlerde yok. Artık internet olmayan hiç bir şey, insanların ulaşabileceği noktada olmayacak. İnsanlar internetten yayınlanan bir programı, haberi
veya benzeri şeyleri o an izleyemese bile 1 saat sonra veya sonraki gün izleyebiliyor. Şuan sadece radyo programımız var. Onu da ilave ettikten sonra ‘artık yeter’ diyeceğim.

Vip Alanya: Hayata yeniden gelseniz yine aynı mesleğinizi mi seçerdiniz?

Mehmet Ali Dim: Kesinlikle! Ben gazetecilikle büyüdüm. Bu mesleğin içinde doğdum. Yine dünyaya gelsem, yine gazeteci olurdum. Vip Alanya: Hayatta en gurur duyduğunuz ve en utandığınız anılarınız nelerdir? Mehmet Ali Dim: İnsanların hayatları boyunca gurur duydukları birçok şey vardır. Yakın tarihten konuşacak olursak kendi adıma,
mesela Yeni Alanya’nın 1989’da renkli yayına geçişi. Türkiye’de hiç bir yerel gazete o tarihte renkli değildi ama biz Yeni Alanya Gazetesi olarak o tarihte renkli yayına geçmiştik. Bütün yerel medya ve yerel gazetelerden tebrik telefonları almıştık. ‘Nasıl yaptınız, nasıl becerdiniz’ diye sorular, telefonlar. Bu beni çok gururlandırmıştı. Yine
www.yenialanya.com internet sitemiz. Sitenin Akdeniz Bölgesi’ndeki liderliğinde inanılmaz bir fark var yani. Tıklanma ve sayı olarak sitenin ziyaret edilmesi konusunda 40 binler, 50 binler… 30 binin altında tık yok. Bu sayılar bizim değil, Google Analytics’in verdiği rakamlar. Bu rakamlara ulaşabilen yerel site yok. O sitelerde
“www.yenialanya.com lider” olarak çıktığında bu beni gururlandırıyor. Yakın tarihte Dim Web TV’de sayın Dışişleri Bakanımız Mevlüt Çavuşoğlu’nun katıldığı bir programımız vardı. O programı 50 bine yakın kişi izlemiş. 50 bin kişi yeni açılan bir internet televizyonu için çok ciddi bir rakam. Bunların hepsi insanı gururlandırıyor. Benim en çok utandığım konu ise, aslı astarı olmayan haberdir. Ola ki bir arkadaşımız yanlış bir haber yapar, yanlış değildir, yanlış bilgilerle haber yapar ve gazeteye girer, internet sitesine girer, TV’ye girer. Bu beni utandırır. Yılda bir veya iki kez
olabiliyor bunlar. Çünkü gazeteciler de kandırılabiliyor. Bazı yanlış istihbaratlar olabiliyor. Değilse ben kendim özür dilerim bir hata olduğunda. Muhatabım kimse ondan özür dileyebilirim. Ve inanın, özür diledikten sonra mahkemelik olduğumuz kimse olmamıştır. İnsanlar insanları mahkemeye verir, hakkını arar ama özür diledikten
sonra bu durumla hiç karşılaşmadım. Ben meslek hayatım boyunca kurgu haberlerden, asparagas haberlerden uzak
durmuşumdur. Yani sırf reyting olsun diye, tıklama olsun diye, gazetem okunsun diye haber yapmadım, yaptırmadım. Çünkü insanları bir kere kandırabilirsiniz. İki kere kandıramazsınız. Zamanında TAN diye bir gazete vardı. Fotoğraf başka, isimler başka ‘Falanca kişi baldızıyla yakalandı’ gibi değişik ve asparagas haberler
yaparlardı. Gazetenin inanılmaz bir de tirajı vardı. İnsanlar yalan haber okumak için gazete alıyorlardı.

Vip Alanya: Geçtiğimiz aylarda ‘Adanmış Bir Ömür’ adlı merhum Arif Ahmet Denizolğun’u anlatan bir kitap yayınladınız. Kitap için cemaatten bir tepki aldığınız iddia ediliyor. Bu konu hakkında Dim TV’de de bir açıklama yaptınız. Bu işin aslı nedir?

Mehmet Ali Dim: Bu kitabın cemaatle hiç bir alakası yok. Bu kitap, cemaatin bundan bir önceki lideri olan, kanaat önderi Arif Ahmet Denizolgun’un yaşam öyküsünü, siyasi yaşamını, memleket severliğini, vatanseverliğini, vatan aşkını, siyasi hayatını ve en önemlisi insanlığını, sizin bizim gibi bir insan olduğunu anlatan bir kitap. Yani,
o kitaba tepki koyanlar sadece kim biliyor musunuz? Ben kitabımı yayınlamadan önce cemaatin şimdiki lideri Alihan Kuriş’i aradım. Kendisi telefonuma çıkmadı ama ben sekreterine not bıraktım: “Ben böyle bir kitap çıkarıyorum, bilginiz olsun. Katkıda bulunmak isterseniz de ben hazırım” dedim. Ertesi gün beni bir avukat aradı: “Biz Alihan beyin avukatıyız. Arif Ahmet Denizolgun’un ailesi adına arıyoruz. Bu kitabı yayınlamayın, izin vermiyoruz” dediler. Ben de dedim ki, “Kitap izine mi tabidir? Yine dedim ki Süleyman Demirel’le, Turgun Özal’la, Tansu Çiller’ke ilgili kitap yayınlayanlar izin mi alıyor? Kitabın izni telif hakkı var o da bana ait. Benim 25 yıllık dostum olan
Arif Ahmet Denizolgun ile ilgili bir sürü makalem, yazım var. Onları yayınlıyorum bu bir, ikincisi, kendisi ile olan anılarımı yayınlıyorum. Bunların aileyle ne alakası var? Ha, O’nun aleyhine, O’na hakaret içeren, kişilik haklarına bir saldırı olur, küfür olur, o zaman ayrı. O zaman dava edersiniz. Siz bunları bana nasıl söylersiniz? Bu aramanızın hukuki bir dayanağı var mı?” dedim. Ondan sonra hiç bir şey diyemediler. “Tamam beyefendi, söylediklerinizi iletiriz” dediler ve kapattılar. Şimdi bakın, toplumda kamuoyuna malolmuş kişiler için kitap yayınlanabilir. Bunun hiçbir sakıncası yok. Bu kişilerle ilgili yayınlanan kitaplar, yaşıyorsa kendinden, hayatta değilse varislerinden
izin alınması gerekmez. Onlar zaten topluma malolmuş, toplumun ortak değeri olan kişilerdir. O kişiler zaten irdelenmeyi bir şekilde kendileri seçmiş. Toplumun önüne çıkmış, siyaset yapmış, bakanlık yapmış, milletvekilliği yapmış, toplumun önüne atmış kendini, ‘beni irdeleyin’ diyor adam. Ben onunla ilgili irdeleme yapıp kitap
yazıyorum, bana “Vay efendim izin almadın” diyorlar. Böyle bir hukuk, böyle bir kanun yok. Ben yine nezaketen arayıp bilgi vermişim. Bakın izin değil, bilgi vermişim. Ama bana kendisi dönmeyip avukatını aratıyor. Böyle bir nezaketsizlik de yok. Şu da var, benim göremediğim, bilemediğim, anlayamadığım bir sakıncası varsa şayet, arar beni, der ki, “Mehmet Ali bey, bakın bu kitabı yayınlarsanız şu şu olur, Ahmet beyin manevi şahsiyeti zarar görür, şunlar şunlar vardır sakıncalı, sizden rica ediyorum yayınlamayın” dese çok farklı olabilirdi. Ben zaten kitabım yayınlanmadan önce bir örneğini gönderecektim kendisine ama bana emir verilir gibi “Yayınlama” deniyor. Bu bir nezaketsizliktir. Böyle birşey olamaz. Ben ast değilim, sen de üst değilsin. Ben, 25 yıllık dostum olan dayın Arif Ahmet Denizolgun’un hatırına seni (Alihan Kuriş) aramışım, nezaket göstermişim. Sen de nezaket gösterip beni ara ve kitabı neden yayınlamamam gerektiğini bana inzah et ve beni ikna et. Bana emir yollama. Ben senin astın değilim. Bu da cemaaetin tepkisinden ziyade, bana göre bir kişinin düşüncesi ve tepkisinden kaynaklanan güya bir emir oldu. Üzüldüğüm nokta da şu; zaten ben onlara güvenerek bu kitabı yazmadım. İnterneti açıp bakın, ben 5 bin adet kitap
bastırmışım. Cemaatin belki 1 milyon, belki 2 milyon, belki de 3 milyon sempatizanı, üyesi var. Ben onlara güvenerek kitap bassam 1 milyon adet kitap bastırmam gerekirdi. 5 bin kitap, onlara güvenerek basılan bir sayı değildir. Ben Arif Ahmet Denizolgun’la olan dostluğuma dayanarak, ona bir vefa borcumu ödemişim. Onunla olan paylaşımlarımı, anılarımı, toplumla paylaşmak istemişim. Toplum da bilsin istemişim. Benim dostuma olan vefa borcumu
ödeme şeklim bu. Şuan yaşasaydı eminim bana teşekkür ederdi. Çünkü hayatta olduğu zaman her makalemden, köşe yazımdan sonra beni arar teşekkür ederdi rahmetli.

Vip Alanya: Bizlere zaman ayırdınız için çok teşekkür ederiz Mehmet Ali Bey.

Mehmet Ali Dim: Asıl ben ilgi gösterdiğiniz için çok teşekkür ederim.

Yazar Hakkında

Alanya Vip Dergisi