Sanat SAYI-3

Su Kabağı

Su kabağı işlemek sabır isteyen bir sanat ancak emeğinizin karşılığını da hakkıyla veriyor gelin bu sanatı biraz daha yakından tanıyalım.

Boğumlu olarak büyüyen su kabaklarının üzerine motif çizmek, işlemek, delmek daha zevkli ve güzel oluyormuş. Yapılan ürünler tamamen el işçiliği ve gerçek bir sanat eseri oluyor. Bir su kabağını işlemek için yaklaşık 8-10 saatlik bir emek harcamak gerekiyor. Yapımı için hangi aşamalardan geçtiğine kısaca bakacak olursak; öncelikle su kabağı kuruduktan sonra içi boşaltılıp dış kısmı da temizleniyor. Üzerine kalemle modeller çizilerek yerine göre cam boncuk eklenerek bir aşaması bitirilir. Kabağın üzerine dış etkilerden korumak için vernik veya Gomalak cila atılır ki bu kabağın ömrünü ikiye katlar. Daha sonra elektrik aksamı yapılıyor. İsteğe göre asma abajur veya ayaklı abajur
olarak tasarlanabiliyor. Oymacılık sanatının tarihi; çok eski zamanlarda insanların taş, mermer ve ağaçlar üzerine çeşitli şekil ve motifleri işlemeleriyle başlıyor. Oymacılıkla meydana getirilen ilk eserler heykeller olmuştur. Eski Mısır ve Yunan medeniyetinden kalma ağaç ve taş üzerine oyulmuş heykel ve mezarlar mevcuttur. Orta çağda özellikle ağaç bakımından zengin olan memleketlerde oymacılık daha da gelişmiş ve ön plana çıkmıştır. İskandinavya, İngiltere ve diğer Avrupa ülkelerinde o zamandan kalma ağaçtan oyma eserler bulunmaktadır.
Roma’da da kabartma ve oymacılık sanatı ile kiliseler tabiattan alınan çiçeklerin motiflerinden meydana gelen şekillerle süslenmiş. Bu durum putperestliği önlemek ve onun içerisine düşmek korkusuyla yapılmış ve heykelcilik terk edilmiş. Aynı düşünce yedinci yüzyıldan, 12. asra kadar devam etmiş. On ikinci yüzyılda Gotik üslubunun kabartma oymacılığına girmesi, heykelin tekrar kiliselere girmesine yol açmış. İslamiye ti kabul etmeden evvel Orta Asya Türklerinin de birçok kabartma ve oyma resim şeklinde heykel yaptıkları bilinmektedir. Bunlar Orhun’da yapılan kazılarda ortaya çıkmış. Türkler İslamiye ti kabul edince, put sayılan heykellerin yapımından vazgeçip tezyini oyma sanatı ile uğraşmışlar. Oymacılık Selçuklularda cami, saray, medrese vs. gibi yerlerin kapı ve pencereleriyle binaların dış yüzeylerinde yapıştırma şeklinde kendini göstermiş. Sonrasında Selçuklulardan Osmanlılara geçen oymacılık ve kabartma sanatı daha da gelişmiştir. Ve günümüzde yaygın olarak devam eden Su Kabağı Sanatı yöresel kesimlerde ve özellikle ilçemiz de yaygın görülmektedir. Alçak kabartma tekniği: İstenen ve tasarlanan biçim ve şekilleri sert bir aletle herhangi bir maddenin üzerine oymak. Yüksek kabartma tekniği: Oyulması tasarlanan şekillerin, oyulan cisim üzerinde bırakılmasıdır. Bu şekildeki oymacılık usulleri taş vs. gibi cisimlerin tek yüzlerinin
kullanılmasında uygulanır. Eğer oymacılık sanatıyla cisimlerin her tarafı oyulur ve kullanılır hale getirilirse buna da heykel ismi veriliyor. Aynı usuller ağaç oymacılığı için de geçerli oluyor. Ancak ağaç oymacılığında şebeke ve geçme adında farklı teknikler de uygulanıyor. Şebeke oyma tekniği: Tasarlanan motifleri çevreleyen düzeyin olduğu gibi oyularak çıkarılmasıdır. Bu tekniğin uygulandığı ağaçların çok sert olmaması gerekmektedir. Geçme oyma tekniği: Geçme üslubunda ise, geçme motifler ile cisimler oluşturulmaktadır. Genellikle geometrik şekiller uygulanmaktadır. Süleymaniye Camiinin tahta kürsüsü, Zağanos Paşa Camiinin kapı kanatları bu teknikle yapılmış. Oymacılık sanatı, oymacının zevkine ve el becerisine göre form kazanmaktadır. Çok ince detaylar ile işlenen motifler büyük bir titizlik gerektirmektedir.

Yazar Hakkında

Alanya Vip Dergisi